otag's profileAYRIM YAPAN KİŞİLER BU S...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
September 05 'Ama anne onun sizden baska kimsesi yoktu…''Ama anne onun sizden baska kimsesi yoktu…' Cocuk tekrar, 'Ama anne o arkadasim bundan sonra hep bizimle kalacak' deyince annesi bir an duraklar ve, 'Canim oglum, biz seni cok ozledik. Hele bir gelin buraya. Arkadasinda gelsin. Her seyi konusuruz ve hallederiz' der. 'Dusunsene oglum! iki kolu ve iki bacagi olmayan birine bakmak zorunda kaldigimiz zaman tum hayatimiz mahvolacak. Hicbir yere ve hic kimseye gidemeyecegiz. Arkadasina yemeklerini bile biz yedirmek zorunda kalacagiz. Altina pisleyecek biz temizlemek zorunda kalacagiz. Hastalik masraflarini da biz karsilamak zorunda kaliriz. Boyle bir yukun altina ne ben girebilirim ne de baban bunu kabul eder. Arkadasina cok deger vermeni anliyorum. Ancak iki kolu ve iki bacagi olmayan bir insanin bakimini ustlenmemizi bekleme bizden.' iki gun sonra bolge hastanesinden eve telefon gelir. 'Basiniz sagolsun! Oglunuz intihar etmis. Hastaneye gelip cenazenizi alin' denir aileye. Anne buyuk bir uzuntuyle hastaneye gider. Oglunu son kez gormek istedigini soyler. Hastanedeki askeri yetkili kadini morga goturur. Anne tabutta yatan ogluna bakinca gozlerine inanamaz. Oglunun sadece bedeni vardir. iki kolu ve iki bacagini savasta kaybettigini orada bulunan komutan soyleyince, annenin kulaklarinda oglundan duydugu son sozler cinlamaya baslar; August 26 AYRILIK
August 21 BÖYLE SEVEBİLİRMİSİN :'(Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirleriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında... Sırf birbirlerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hamda çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğruna bitip tükenmeyen sevgilerinden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... Senin için ölürüm derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adamda Hayır, ben senin için ölürüm diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak... Kütüphanenin ikinci rafında başka not olurdu, Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma. Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya kara verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projeler görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde satılık levhası asılı olan.Nem dersin, bu evi alalım mı? Dedi adama.Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız.Projeyi kafamda çizdim bile.Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım buraya.Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim? Diye yanıt verdi adam.Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçiyi...Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık... Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika\'ya giderken.Her gün, her saat konuştular telefonla.Gözyaşları içinde kucaklaştılar hava alanında.Fakat birkaç gün sonra, konuşmaktan kaçınıyordu.Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor.Sen en iyisi o evi unut... Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri.Derdini söylemesi için yalvardı adama, Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat diye dil döktü boş yere...Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değişmişti sanki.Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, artık dayanmıyorum, sana söylemek zorundayım diye sözünü kesti arkadaşı.O, seni aldatıyor.İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...Sus,sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları diye bağırdı kadın.Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı...Ertesi gün, öğle vakti o restorantın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen.Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın. Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi,İnkâr etmedi adam.Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden.Kapıdan çıkarken, son bir kez kucaklamak isterim seni diyecek oldu ama kadın, \"defol\" dedi nefretle... İlk celsede boşandılar...Modern bir aşk hikâyesinin böyle son bulmasına kimse inanmadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.Adamın, sevgisiyle birlikte Amerika\'ya yerleştiğini öğrendi.Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlıyordu, aşkın yerini,en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti...Her şeyin ilacı olduğunu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı.Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü.Sen, buraya ne yüzle geliyorsun diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor dedi genç kadın.Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.Geçen yıl Amerika\'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını.Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu.Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolü oynamamı istedi.Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu.Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı.Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim.Sana bu kutuyu vermemi istedi...Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın.Hemen oracıkta ölmek istiyordu.Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi.İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu kutuda.İlk kâğıtta, Lütfen bütün notları sırasıyla oku Bir tanem diyordu...Sırasıyla okudu; Seni çok sevdim, Seni sevmekten hiç vazgeçmedim Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.Fakat benim için ölmeni istemedim.Şimdi bana söz vermeni istiyorum.Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı ? Son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kâğıtta şunlar yazılıydı: Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım... KarTanesi Çoçuktan,GüNeşine son Mektubu !!!Keşke kendimi, içinde bulunduğum durumu anlatabilseydim sana; ÖZLEMİN BÜYÜYOR İÇİMDEYağmur yağıyor birtanem gönlümün iklimine döndü mevsim. Dört yanımda sessizlik,sensizliğin ıssızlığımı daha çok hissettiriyor bugün.Dudaklarım sımsıkı kapalı sadece düşüncelerime odaklanmışım her zaman ki gibi sorular soruyorum kendime sonrada cevaplar veriyorum bazen kendi adıma bazen senin adına.Deliliğin sınırlarında geziniyor ruhum farkındayım. Umrumda değilmiş gibi davranmaya çalışıyorum başaramıyorum. Sol yanımdaki sancı her zamankinden daha ağır sanki yada benim dayanma eşiğim azaldı bilmiyorum. İçimdeki korku ve endişeyi yok saymaya çalışıyorum gözüm telefonda sanki çalacakmış gibi olmayacağını bile bile.Aklıma güzel şeyler getirmeye çalışıyorum başaramıyorum bir türlü bastıramıyorum içimdeki ağlama isteğini. Küçük bir çocuk gibi avutulmaya ihtiyacım var sana sımsıkı sarılmaya ihtiyacım var bugün her zamankinden daha çok ihtiyacım var.Tüm bu endişelerden korkulardan kurtulmak için yaptığım onca delilikten sonra nasıl olupta attım kendimi yeniden ateşlerin içine bilmiyorum.Bile bile niye acıtır insan canını bu kadar hiç uyanamayacağı bir düşe.Gönlümün renkleri soluk birtanem, ezgileri hep özlem kokuyor. Takılıp kaldı gözlerim bir bardak çayın buğusunda, hayallerimin kahvesinde.Üşüyorum birtanem ellerimi ellerinin özleminde kaybettim. Öylesine geçiriyorum saatleri,günleri.Teslim oldum bekleyişlere kavuşmadan yana dönmüyor, dönemiyor takvimler. Yorgunum birtanem ve üzgün.Midas'ın kuyusuna atacağım biriktirdiğim cümleleri taşıyamaz oldum sessizliğin yükünü, taşıyamaz oldum sensizliğin yükünü. Kaçıverip gidesim var kendimden bilsem ki özlemin gelmeyecek peşimden. CANIM SEVGİLİME MEKTUP
Hiç beklentisiz sevdiniz mi?Hiç beklentisiz sevdiniz mi? Yani Bugün telefon etmedi demeden, Şu an nerede acaba? diye kendi kendinizi yemeden, Yaş günümü hatırlayacak mı acaba? diye bir beklenti içine girmeden... Sevdiniz mi hiç? Yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan, Bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi diye düşünüp. Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç? Hiç beklemeden çalan bir kapıda, onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz? Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden... Ve beklemeden gelen bir seni seviyorum mesajının tadına varabildiniz mi hiç? Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç? Bugün beni hatırlamadı yerine Hiç beklemiyordum, senin geleceğini diyebilmek ne güzeldir oysa... Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir... Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç? Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu? Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... Niye aranmadım diye düşünüp kendi kendinizi yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir “Seni özledim” mesajı ile aşkı yakalayın.. Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... O, sizin sevgiliniz olduğu için değil. Onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin... Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından... Göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel... Göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik... Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını.. Ben, beklentisiz seviyorum... Onun nerede olduğunu merak etmiyorum... Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda... Geleceğe dair hayallerim de yok zaten... Ben, sevgiyi yaşıyorum... Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli, o kadar kıymetli ki... Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları... Beklentisiz seviyoruz... Sevdiğimiz için seviyoruz... Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... Anlık seviyoruz... Deneyin... Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün... Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız... August 19 söyle yar tek sucum sevmek mi?SöYLe YaRR TeK SuCuM SaNa GöNüL VeRMeK Mi ?? ![]() ![]() ![]() Seni Özlemek Canima Taketti Birtanem Özlemek, İzlemek, Yollarini Gözlemek Hep Sevecegim Seni Ömrümün Sonuna Dek ![]() ![]() ![]() Güzel Gözlerinde Bulmussam Günesi Yakami Birakmaz Artik O Gözlerinin Atesi Sen Olmadiginda Yanimd $arkilar Cok Bos Cok Anlamsiz Kararsiz Yapilan Tüm €ylemler Fikirler Ve Mantik Arka Planda BiRTaNeM Seninle Birlikteyken Askindir Beni Var €den Yoklugunsa Mahveden Bir Hüzündür İcime Ansizin Cöküveren ![]() ![]() ![]() [i]Seni Özlemek Canima Taketti Birtanem Özlemek, İzlemek, Yollarini Gözlemek Hep Sevecegim Seni Ömrümün Sonuna Dek ![]() ![]() ![]() Seneler Gecsin, Sen Beni Bil, Ben Seni Bileyim İstiyorum Birbirimizin Omuzlarinda Aglamaliyiz Paylasmali Ve Beraber Sıkılmaliyiz Öyle Ki, Yalnizca Sıkılmak Sıkmali Bizi Güzel Günlerimizi, €vimizde Birbirimize Sarilarak Kutlamaliyiz Hava Sogukken Birbirimize Sıkıca Sarilip Yatmaliyiz Zaman Su Gibi Akip Giderken, Hersey Yasanmis Bir Hayatimiz Olmali Herseye Ragmen Hic Bıkmamaliyiz Birbirimizden Mutluda Olsa, Kötüde Olsa, Yasadigimiz Günler Bizim Günlerimiz Olmali Öyle Sevmelisin Ki Beni, Bu Yazdiklarim Korkutmamali Seni Tebessümler Actirmali Yüzünde Bir Gün Bu Hayati Birakip Giderken Sadece Mutluluk Olmali Yüzümüzde ![]() ![]() ![]() ![]() Hani Zaman Gelir Ayrılık Başlarya Hani Ölüm Gibi Gelen O Veda Varya Hani Seni Seviyorum Deyip Bana Sarılman Varya [i]İşte O An €ngel Olamam İsyanıma Hasretin Yüreğimde Yanarken Sensizliğe Göz Yaşı Dökerken Hayalin Yağmur Gibi Üstüme Yağarken İşte O An €ngel Olamam İsyanıma Birtanem ![]() ![]() ![]() Yasamak İstiyorum Hep Seni Severek Düslerinle Yetinmek Bana Yetmiyor Gecmiyor Zaman O Zaman Kalbimizin Beraber Carpmasi Atmasi Senin İcin Yüregimin İcindeki €n Güzel Duygular Senindir Hep Birtanem AYRiLMaYaLiM Bir Daha Sevelim Hayatimizin Sonuna Kadar CüNKü Her Ayrilikta Seni Özlemek Var ![]() ![]() ![]() YaLNiZLiGiM YaNiMDa KiMSe OLMaDiGiNDaN DeGiL YaLNiZLiGiM YaNiMDa SeN OLMaDiGiNDaNDiR BiRTaNeM..!! ![]() __________________ ∂υ∂αкℓαяıη'∂α α$кıη уαηкıѕı ναя ѕєν∂αη'α кαρıℓαη вιя кαℓвιм ναя.. вєηι ѕαηα вαğℓαуαη вüуüк üмιтℓєяιм ναя..уıкмα ∂υηуαмı ѕαηα νєяє¢єк ѕση вιя ¢αηıм ναя!!! Gel bir tanemhısset benı tenınde dayan yuregım sensızlıge haykırırım sana askına kana kana ısyanım sana yalnızlıga bu sarkının sozlerı cınlatıyordu kulaklarımı ıcıme ısledı.dayanamadım gene agladım.oyle ya bu ara cocuksulugum ustumde.senden sonra herseyden etkılenıyor en ufak seyde doluyor gozlerım.dayanamıyorum buna gel desen gene gelıcem bılıyorum.sebebsız gıdısının ardından tek duymak ıstedıgım kelıme bu.gel gel gel bılıyorum amansız bu sevda bende.dur durak bılmez bu yurek hala alısamadım senın olmadıgın hayata.halbukı bu ılk degılkı;daha oncede gıtmelerın oluyordu sebebsızce.ama hergıdısın yuregımıde pesınde goturdu.dayanamadın sende gel dedın.bense zaten hazırdım.hıc gıtmedımkı bu sevdadan.gıdemezdımkı... artık hayatın bı anlamı yok bılıyormusun derslere gırmıyorum yemek yemıyorumsadece ıcıyorum su acıyı bıraz dındırmek ıcın sadece ıcıyorum.olurda belkı bıraz olsun unuturum dıye ama onuda yapamıyorum.sarhoslugumda karsımda 3 tane senı goruyorum.her bırının adını ask koydum ben onunla konusuyorum.gerıye kalan hayalımdekı senle. sana haykırmaktan baska bı carem yokkı haydı bak duy artık feryadımı sende.gene gel herseyı bır kenara koyup gel korkusuzca gel aska gel bana gel senı sevene gel ruhununun aıt oldugu yere gel.gel yar gel gel... August 18 SUSTUM ÇÜNKÜ KALBİM ACIYOR(¯¨¤»SUSTUM... ÇÜNKÜ KALBİM ACIYOR«¤¨¯)
August 15 BERAT KANDİLİ...
Cumartesi gününü Pazara bağlayan gece, mübarek razamazan ayının müjdecisi olan Berat Kandili’dir. Günah, borç ve cezadan kurtulmak gibi anlamlara gelen Berat, günahlardan arınmayı ve Yüce Allah’ın Rahmet ve mağfiretine ulaşmayı ifade etmektedir. Berat Kandili, Müslümanların, sınırsız af ve merhamet sahibi Yüce Allah’a sığınarak günahlardan arınma, ilahi lütuf ve bereketlere erişebilme fırsatını yakalayabilecekleri müstesna zaman dilimlerinden birisidir. Bu tür gün ve geceler, dini ve toplumsal hayatımızda ilahi af, mağfiret ve rahmet temennilerinin zirveye ulaşması, birlik, beraberlikve kardeşlikduygularının da yoğunbiçimde yaşanması gereken anlardır. Bu geceler, kulluk şuur ve bilinciyle kendimizle hesaplaştığımız, hayatımıza Yüce Yaradan’ın rızası doğrultusunda yön vermeye karar verdiğimiz fırsat geceleridir. Yüce Rabbimiz, bu gecede kendisine huşu içinde yönelen kullarına rahmetini bol bol indirmekte, rızık ve şifa kapılarını sonuna kadar açarak, bizleri sınırsız ikramlarına davet etmektedir. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: ‘’Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzündede oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim! Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim! Yok mu şifa isteyen, şifasını vereyim!..Yok mu başka isteği olan onada istediğini vereyim’’(1) Bu itibarla, Berat Gecesi’ni idrak eden herkes, Yüce Allah’ın; ‘’…Ey kendilerine kötülük edipaşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir’’(2) müjdesinin farkına varmalıdır. Bunu gereğiolarak kendi özüne dönmeli, ümitlerini canlandırmalı, günah ve kusurlarından dolayı tövbe etmeli, bundan sonraki hayatını daha da güzelleştirme kararını vermelidir. Kutsal geceler; iman, ibadet ve düşünce bakımından kendimizi yenilememiz, geçmişimizi muhasebeetmemiz, gecelerimizi Allah’ın rızası doğrultusunda planlama ve ümitlerimizi tazelememiz için şüphesiz büyük bir fırsattır. Bu tür vesilelerle, günahlarla kirlenen gönül dünyamızı temizleme gayretinde olalım. Unutmayalım ki tövbe, kendini bulma ve bilmenin, gönlü arındırmanın en güzel yoludur. Zira Yüce Mevla, ameli her ne olursa olsun istisnasız herkesi tövbeye davet etmektedir.(3). Bu sebeptir ki Sevgili Peygamberimiz sürekli tövbe-istiğfarda bulunurdu. Bizlerde butür geceleri, ibadetin özü olan dualarla en güzel bir şekilde değerlendirmeli, günahlardan arınmak için Yüce Mevla’ya yalvarıp yakarmalı, tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Bu kandil vesilesiyle çevremize karşı olan ve sorumluluklarımızı hatırlayalım. Bu çerçevede ana-baba ve akrabalarımızı tebrik ederek, hayır dualarını alalım. Dargınlık ve kırgınlıklara son vererek, kırgın gönülleri tamir edelim. Fakir ve muhtaçlara imkânlarımız nispetinde yardım elimizi uzatarak, paylaşımı hayatımıza yansıtalım. Çağın getirdiği sıkıntılarla bulunan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyledaralan kalplere, bu gecenin bir şifa olması dileğiyle, Berat kandilini tebrik ediyor, insanlığın barış, huzur ve saadetine, bütün müminlerin de arınmasına, affına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. BERAT KANDİLİBERAT KANDİLİ · Beraet sözcüğünün kısaltılmış hali olan berat kelimesi, borçtan,hastalıktan,suç ve cezadan kurtulmak anlamına gelir. Dini bir terim olarak berat; günahlardan arınmak,temize çıkmak ilahi af ve mağfirete nail olmak demektir. Allah’a kul olmanın manevi zevkine ererek, hata ve kusurlarını itiraf eden,işledikleri günahların farkına vararak istiğfarda bulunan pek çok mü’minin ilahi rahmete kavuşup, günahlarından kurtulmayı ümit ettiği için bu geceye “kurtuluş gecesi” de denilmiştir. · Berat gecesi, Şaban ayının 15. gecesi, Allah’ın, tövbe etmek, günahlarına pişman olmak ve bir daha işlemeyeceğine söz vermek isteyenlere tahsis ettiği “özel bir tövbe gecesi”dir. · “El_aslü beraeh” İslam hukukunda genel bir prensiptir. İspat edilmedikçe her- kes masumdur. İnancımıza göre her doğan günahsız olarak doğar. · Bu gecenin adı Kur’an’da geçmez, Peygamberimiz de bu gece için bu kelimeyi kullanmamıştır ama Peygamberimizin bu gecenin önemine işaret etmek için ifade buyurduğu hadis-i şeriflerden hareketle alimler bu gece için berat ismini uygun görmüştür. Bu gece ile ilgili hadis-Şerifler şöyledir: “Şu beş gece vardır ki, onlarda yapılan dua kabul edilir: Recep ayının ilk Cuma gecesi Şaban ayının 15. gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri ve Cuma geceleri.” “Allah Teala, -rahmetiyle- Şaban ayının on beşinci gecesi dünya semasına tecelli ederek Kelp kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi affeder.” (Tirmizi,Savm,39) “Şaban ayının ortasında gece ibadet ediniz, gündüz de oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasına tecelli eder ve tan yeri ağarıncaya kadar: Yok mu benden af dileyen, onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen onu rızıklandırayım, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim. Yok mu şunu isteyen, bunu isteyen” diye devam eder.. (İbn-iMace,İkame,191) · Hz Aişe anlatıyor: Peygamberimiz bir gece kalktı,namaz kıldı. Namazda secdeyi o kadar uzattı ki, secdede öldü sandım. Elimle ayağına dokununca kımıldadı. Sevindim ve yerime döndüm. Secdede şöyle dua ettiğini duydum: “Allah’ım! Azabından affına,gazabından rızana sığınıyor,senden yine sana sığınıyorum. Şanın yücedir. Sana yaptığım senayı,senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana gereği gibi hamd etmekten acizim.” Başını secdeden kaldırıp namazı bitirince; -Ey Aişe, sana haksızlık edeceğimi mi sandın dedikten sonra bu gece hangi gecedir biliyor musun? diye sordu. Allah ve Resulü daha iyi bilir dedim. Şöyle buyurdu: Bu gece Şaban ayının 15. gecesidir. Yüce Allah bu gecede af dileyenleri bağışlar,merhamet isteyenlere rahmet eder, içini kin bürümüş olanları ise kendi hallerine bırakır. (Münziri, Et-Terğib, II/119) · Bazı alimler kıblenin Mescd-i Aksa’dan Kabe’ye çevrilmesi olayının hicretin ikinci yılında berat gecesinde meydana geldiğini söylerler. Yüce Allah, “Ey mü’minler, Hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”(Nur,31), “Ey iman edenler, Allah’a içtenlikle tövbe ediniz. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.” (Tahrim,8) buyuruyor. Allah kendini bize şöyle tanıtır: “O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.”( Şura,25) · Peygamberimiz bile günde 70 kez tövbe edermiş.(Buhari,Deavat,3) Peygamberimiz, “Günahına tövbe eden hiç günah işlemiş gibidir.” buyuruyor. Kimse benim günahım çok, tövbem kabul olmaz diye düşünmemelidir, ayrıca böyle düşünmek de günahtır. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez (Zümer,53) Tövbenin kabul olmasının şartları: 1-İşlenmiş günah, tövbe anında terk edilmiş olmalıdır. 2-Kesin bir pişmanlık olmalıdır, 3-Bir daha işlenmeyeceğine dair Allah’a kesin söz verilmelidir. 4-Günah kul hakkına giriyorsa, ilgili şahısla helalleşilmelidir. Ebu Musa el,Eşari’den gelen bir rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki Allah, Şaban ayının 15. gecesi(kullarına rahmetle) nazar eder ve kendisine şirk koşan ile birbirine düşman olanlar hariç, herkesi affeder.”(İbn-i Mace,İkame,191) Bu gecede affedilmeyecek olanlar şunlardır: 1-Allah’a şirk koşanlar, 2-Ebeveyne asi olanlar, 3-Komşu ve akraba ile ilişkiyi kesenler, 4-Mü’minlere karşı kin ve düşmanlık besleyenler, 5-İçki içmekte ısrar edenler. Bu gecede neler yapılabilir? 1-Kaza namazı kılınabilir, 2-Nafile ve tespih namazı kılınabilir, 3-Namazı müteakip tövbe yapılarak Allah’a dua edilebilir, 4-Kur’an ve diğer dini kitap okunabilir,dini sohbet yapılabilir, 5-En önemlisi bu gecenin kandil gecesi olduğu bilinciyle evde her zamankinden farklı bir şekilde yemek yiyerek,hoş sohbetler yaparak, namaz vakti camiye giderek,camiden gelince aile fertlerinin kandilini tebrik ederek,çocukları sevindirerek bir bayram havası estirilebilir /estirilmelidir. Dua: Allah’ım! Senin şanın yüce,rahmetin bol,lütuf ve ihsanın sınırsız, af ve merhametin büyüktür. Bizler ise, her defasında nefsinin isteklerine mağlup olan ve emirlerini ifa etmede yetersiz kalan aciz ve günahkar kullarınız. Senden başka sığınacak kapımız ve merhamet dileyecek mercimiz yok. Sen Yüce Rabsın, biz ise aciz kullarınız. Bizi kapına çağırdın geldik, dua edin dedin dua ediyoruz, af dileyen yok mu diyorsun, işte şimdi af ve mağfiret diliyoruz. Bizi bu af gecesinde kapından boş çevirme ya Rabbi! Ya Rabbi! Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed senden ne istemişse biz de onları istiyoruz. Bizi onlara ulaştır ya Rabbi. Sevgili Peygamberimiz senden neyi uzak tutmanı istemişse bizi ondan korumanı istiyoruz. Bizi, umduklarımıza nail, korktuklarımızdan da emin eyle ya Rabbi! Şu anda Dünyanın muhtelif yerlerinde çeşitli sıkıntılara maruz kalan mazlum ve mağdur kullarına merhamet eyle ya Rabbi!. İslam alemini karşı karşıya bulunduğu sıkıntı ve kaostan sahili selamete eriştir ya Rabbi. Şu anda cemaatimizin ve bu geceyi mübarek bilerek sana yönelen bütün kullarının her ne muradı var ise kendilerine lütfeyle Allah’ım. Her ne dertleri sıkıntıları varsa onları da hallü asan eyle Allah’ım. Derdi olanlara devalar, hasta olanlara şifalar, borcu olanlara edalar ihsan eyle Allah’ım. Çocuklarımızı ve nesillerimizi şeytan şerrinden ve şeytan tıynetli insanların şerrinden, şeytana ve nefislerine uyarak yolundan uzaklaşmaktan muhafaza eyle ya Rabbi. Çocuklarımızın anne ve babasına sadık, dinine ve vatanına yararlı hayırlı evlatlar olarak yetişmeleri için her türlü imkanı bizlere lütfeyle ya Rabbi. Hastası olanlara acil şifalar, borcu olanlara edalar, derdi olanlara devalar nasip eyle ya Rabbi. Ülkemize yönelik hain planlardan, terör saldırılarından sen muhafaza eyle ya Rabbi. Güvenlik güçlerimizi her türlü hain saldırılara karşı koru ya Rabbi. Irak, Filistin ve Lübnandaki kardeşlerimizi de kimliği belirli belirsiz kimselerin saldırılarından muhafaza eyle ya Rabbi. Güzel dinimizin gerçekleştirmek istediği barış, huzur ve mutluluk dolu bir ortamın bütün dünyaya hakim kılınması için bizim gibi barış severlere gayret, zalimlere ise korku ve dehşet nasip ey ya Rabbi. Bu mübarek gece hürmetine, dualarımızı makbul, kusurlarımızı ise mağfur eyle ya Rabbi.
7 Eylül 2006 Divriği Ulu Cami Mukadder Ârif YÜKSEL August 12 Konuşulan konu kimsenin sesi çıkmayacak :((
KABİR AZABINA İNANMAYANLAR İÇİN BİR CEVAP NİTELİĞİSelamün Aleyküm ve Rahmetullahi ve Beraketuhu ve Magfiretuhu İNANMAYANLAR İÇİN Bu konuda naçizne bir şeyler söylemek istiyorum.. İnsanlar çağlar boyu peygamberlerle bile karşılaşıp onların mucizelerini gördükleri zaman bile inanmamış bize sihir yapıyor demişlerdir.. İnsanlar hiç bir zaman kolayca inanmamıştır. Herşeye bir mazeret uydurmuşlardır. Filmin başında zaten söylüyor hiçbir maddi kazanç peşinde değiliz Sadece ALLAH rızasını gözetilerek hazırlanmıştır diye.. Evet belki bu görüntüler yalan olabilir. Ama kabir azabı gerçektir kim bunu inkar edebilir.. Peygamberimizin kızı Zeynep vefat eder. Onu sahabelerle birlikte peygamberimiz defin işlemini gerçekleştirir. Bir süre başında bekler. Bu sırada ağladığı görülür.. |
|
Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz: İhtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalık gelmeden sıhhatin, fakirlik gelmeden zenginliğin, dünyada ahireti kazanmanın, ölüm gelmeden hayatın. Hadîs-i şerîf
Yapacağın her işi, önce düşün! Allahü teâlânın râzı olduğu, izin verdiği bir iş ise, onu yap! Böyle değilse, o işten kaç! Hadîs-i şerîf
Bir Müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları affolur ve her adımı için sevap verilir. Hadîs-i şerîf
Çocuklarına Kur’ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur’ân hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’ânın her harfi için, 10 defa Kâ’be-i muazzama ziyareti sevabı verilir. Hadîs-i şerîf
Yâ rabbi! Sen benim rabbimsin, ben ise senin kulunum. Sen herseyi Yaraticisin, ben ise yaratilanim. Sen rizik verensin, ben ise rizik alanim. Sen mülkün sahibisin, ben ise kölenim. Sen kuvvet sahibisin, ben ise âciz ve zelîlim. sen zenginsin, ben ise sana muhtacim. Sen ezelî dirisin, ben ise ölüme mahkûmum, sen bakisin, ben ise fânîyim. sen kerem sahibisin, ben ise kötülenmeye lâyigim. Sen iyilik yapansin, ben ise kötülük isleyenim. Sen affedicisin, ben ise günahkârim. Sen büyüksün, ben ise hakirim. Sen kuvvet sahibisin, ben ise zaîfim. sen verensin, ben ise isteyenim. Sen emniyet verensin, ben ise korkanim, Sen cömertsin, ben ise dua edenim.
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Rahmetinle benim günahlarimi affet. Suçlarimi bagisla.Amin
İBRETLİK OLAYLAR..
BİR NAMAZ ÖYKÜSÜ
İşte bir namaz öyküsü… İbret alabilen herkes için… İbretimiz belki bir gün beratımız olur. ORTA YAŞLI ADAMIN iyi bir işi, iyi bir eşi mutlu bir hayatı vardır. Az kimsenin yaptığı ticaretle meşguliyetinden çok para kazanmakta, rahat günler geçirmektedir. Ev, araba, tatiller, seyahatler, uçuşanlar sevinçler… Gülen gündüzler. Derken dönen dünya ile beraber ibre değişmeye başlar… Ticarette rakipleri çoğalır, hanımı rahatsızlanır, çocuklar artan problemleriyle büyür. Mengene sıkmaya başlar, kolay olanlar zor işlere dönüşür. Daraldıkça daralmaya başlar günler. Yaşadıkları sanki günün gündüzüdür, geceye geçişi yaşayacaktır artık. Kazancı iyice azalır, oğlunun olumsuz harcamalarından evini satmak zorunda kalır. Alacaklar kapıya dayanır, hanımı vefat eder. Karanlık karanlık üstüne çökmekte, gece siyah bir gelin gibi onu sarmaktadır. Gündüz genişliğinde aklına gelmeyen gece darlığında gelir; dua etmek… Yapacağı başka bir şey kalmamıştır da… Dua etmesine eder, ama kendi aklınca kabul olmaz. Gizliden serzenişte bulunur. Bir gün oturduğu binanın altında esnaf komşusuna uğrar. Serzenişlerini dindar komşuya söyler: “Allah dualarımı kabul etmiyor!” O da durumu bildiği için biraz celalli konuşur: “Allah senin dualarına niye kabul etsin, Allah’ın emri namazı kılmıyorsun ki.” Adeta duvara vurmuş da ayılmış gibidir. Doğrudur, niye namazı kılmıyordur ki… Aslında dualarına cevap gelmiştir; komşunun söylemesiyle kader yol ve yön göstermiştir ona: namaz kılmak. Ya bu yolda yürüyecek kurtulacak veya iyice kaybolacaktır karanlıkta… Var olmayı tercih eder, o gün başlar namaza… Namazla birlikte kader ağlarını çözmeye başlar, beyaz iplikle siyah iplik birbirinden ayrılmaya, belirginleşmeye başlar. İşler yavaş yavaş iyiye dönmeye doğru gider. Öyle olur ki, bir müddet sonra sattığı evi bir şekilde geri alır. Hanımı geri gelmez ama, yaşam umutları iyice yeşerir dünyasında. Sevinç rüzgârları eskisi gibi esmez, fakat huzur bulutları gölgelendirerek gezer üzerinde… Seksene yaklaşan yaşıyla mahalle camimizin müdavimlerindendir şimdilerde… Karşı apartman komşumuzla namaz yollarında giderken ve dönerken hayata dair kısa konuşmalar yaparız. Sakin, ağırbaşlı haline pek yakışır ağaran saçları… Dünyasını kurtaran namaz inşaallah ahiretini de kurtarır… Demek ki dünya ve ahiret işleri kulluk miracı namazla düzeliyor. Kul olmanın ağırlığı ile secdeye giden başlar hafiflemiş kalple kalkıyor. Zorluğun ve kolaylığın Rabbi ona çıkış yollarını açıyor, ummadığı yerden rızıklandırıyor. Güç işler geç işlere dönüşüyor. Gücünün bittiği yerde yeni ümit çiçekleri birden bitiveriyor. Sebepler susuyor, Müsebbibü’l-esbab konuşuyor çünkü. O “Ol” deyiverdikten sonra olmayacak birşey var mı? İşlerimizde yamukluk varsa kulluğumuzu doğrultmalıyız. Nefis yamulmadıkça doğru yol bulunamaz. Gündüzde gece ellerimizle dua etmesini biliyorsak gece olmuş, gündüz olmuş fark etmez. Gündüzden sonra gecenin geleceğini iyi bellemezsek musibetler belimizi büktüğünde anlamamız geç olur. Geç işler güç işlere dönüşür. Geç kalmadan, gecenin karabasanı basmadan, gündüzün basmakalıp işleri ve zevklerinden ayrılabilmeliyiz… Ayrılmazsak gündüzden, şehirden, şehirlerden zaten ayrılacağız. İyisi mi talimini bitirmiş asker edasıyla terhis olalım dünya gecesinden, gamı kederi geride bırakarak doğalım sonsuzluk sabahında. Dünyada “En” işimiz namazı en iyi yaparsak gece-gündüz, gündüz-gece döner durur ubudiyet yapraklarını dökerek. Dökülenler sonsuzluk havuzunda toplanır biz sonlular için… İşte bir namaz öyküsü… İbret alabilen herkes için… İbretimiz belki bir gün beratımız olur. Selametle..
İsrail terör saldırılarını arttırarak devam ettiriyor. İşgalci ordunun başarısızlıkla Beyt Hanun’dan çekilmesinin
ardından Gazze’ye yönelik saldırılar artarak devam ediyor,
bugün sabah saatlerinde terör rejimi saldırıları sonucu çoğu çocuk ve kadın 20 Filistinli şehid edilirken, 40 Filistinli ise yaralandı.
İslami Cihad Hareketi, sabah saat 05:00 sularında başlayan saldırıda şehid olanların 11′inin aynı aileye mensup Filistinliler
olduğunu belirterek “bu siyonist vahşetin yeni bir katliamıdır. Allah’ın izniyle İntikamı alınacaktır” dedi.
Diğer yandan işgalci ordunun Beyt Hanun’a saldırıları devam ederken, İsrail’in yeni katliamlara imza atması içten bile değil…
Yıkılan evlerin enkazlarından ölü ve yaralıların çıkartılmaya devam edildiği bildirilirken, bomba sesleriyle karışan Gazze Camiilerinden okunan Kur’an
ayetleriyle Filistinliler sebatta devam ediyor.
Kudüs yolu
|
|